- Deron Williams'ı savunma. Oyuncunun arkadaşlarını göreceğini düşünürsek;
- Matthews, Millsap ve Korver gibi oyuncuların katkısı.
- İkili oyunlarda çabuk adam değiştirme, yardım ve Boozer savunması.
- Sabırlı hücum, top paylaşımı.
- Bench katkısı.
- Hücum faullere, Utah oyuncularının yerlerde gezmesinin yaratttığı dezavantajdan kaçma.
İkinci çeyrekten itibaren bambaşka bir maç izledik. Çeyreğe 10-2 ile giren Jazz skoru 29'da eşitledi. Jazz takımı özellikle çeyrekte 8/8 ile 16 sayı bulan Millsap ve 5 sayı, 5asist ile oynayan Korver'ın da destekleriyle tam bir takım havasında bir oyun sergiledi. Denver ise tam tersi, bireysel oyununu sürdürüyordu ki ilk yarı Korver'ın 5, Denver'ın 7 asisti olması durumu gayet iyi özetliyor heralde. Yarının bitimine doğru üstünlüğü ele geçiren Jazz devreyi de 52-48 önde kapattı. Bu çeyrekte tam %70 ile şut atan Jazz 22 isabette 17 asist bulurken, Denver 18 isabette sadece 7 asist buldu. Yarıda Denver'ın 6 top kaybı varken Utah sadece 1 top kaybı yaptı. Yukarıda belirttiğim gibi Utah'ın yedekleri 23 sayı, 9 ribaunt, 5 asist ve 4 top çalmayla oynarken Nuggets yedekleri 9 sayı 3 ribaunt yaptı. Chauncey 15, Melo 14 sayı ile oynadı, takımın geride kalanı 6/19 ile şut attılar. Utah'ta D.Will-Boozer 4/14 ile oynarken diğerleri 18/31.
Üçüncü çeyrek maçın tamamen koptuğu bölümdü. İkinci çeyreğin başlangıcı farkı nasıl kapattıysa, Jazz'ın ikinci yarıya başlangıcı da ellerindeki 3-5 sayı farkı daha da açtı. 3 dakikada 8-2'lik seri ile fark 10'a çıktı. Bu süreçte Denver 0/5 ile şut atarken 2 de top kaybı yaptı. Melo'nun üst üste sayıları farkı 6'ya indirse de çeyreğin yarısında 10 sayılık farkı yakalayan Jazz diğer yarısında farkı gittikçe açtı ve maçı erken bitirdi. Jazz, Denver'ın yaptığı 6 top kaybını çok iyi değerlendirmesinin yanısıra Deron Williams'ın çeyrekte bulduğu 10, Boozer'ın 9 sayısıyla, 5/15 isabetle 20 sayı bulan Nuggets'ın karşısına dikildi. Bitime 1 dakika kala fark 20'ye dayanıp, Melo da 5.faulü alınca maçın bittiğini düşünerek bu yazının başına oturmak hiç zor olmadı, çünkü Nuggets da maçı çevirecek görüntüyü hiç vermiyordu. Kabus gibi geçen çeyrekte Nuggets sadece 1 asist yaptı!
Son çeyrekle ilgili bir şeyler yazmaya gerek olduğunu düşünmüyorum...
Maç sonrası Melo'nun dediği gibi bu maç bir playoff maçı gibi değildi. Normal sezonun ortasından bir maç izledik sanki. Ve takımın en çok hayal kırıklığına uğradığı yer ettikleri mücadele olmalı. Zaten 3.çeyrek sonu fark 20'ye yakınken maçın bittiğini kabullendiler. Onun haricinde maçın ilk 8-9 dakikası dışında gösterdikleri çaba çok yetersizdi, çok kolay sayılar yendi, özellikle turnikeler. Boyalı alanda çok rahatlardı, transition hücumları çok rahat yaptılar. Denver, ilk yarıda Williams ve Boozer'u ne kadar iyi savunsa da maç boyu bunun böyle gitmeyeceği, onların da bir yerden sonra ritim bulacağı belliydi, öyle olunca görüntü "ilk yarı bu iki oyuncu dışında Utah'ta herkes iyi oynadı, ikinci yarı da onlar da devreye girdi" gibi oldu. Jazz'ın hücum ediş şekline incelediğim, aldığı hücum ribauntlar ve bulduğu kolay sayılara baktığım bu dönemde "Salt Lake City'de Utah, Minnesota'ya karşı farkı açtı" gibi bir hissiyatla gözüm sahadaki diğer rengi aradı.
Yazının girişindeki maddelere bir bir bakarsak, Nuggets hepsinde sıkıntı yaşadı. O maddelerin sonlarına Melo ve Billups'ın performansları diye eklemekten vazgeçtiğim tek unsurda sıkıntı yoktu pek lakin takımın geride kalan bu oyunculara yanaşamadı bile, takım 3.bir çift haneli skor bulan oyuncu çıkaramadı.
Bu maçta Nuggets için çok git-gel yaşandı. Takım, tüm çeyrekleri psikolojik olarak geride kapattı. Bu cümlemi seride oynanan tüm çeyrekler için de değerlendirebiliriz. İlk maçın son çeyreği hariç her çeyreği Utah önde bitirdi bu açıdan. Nuggets'ın 14-0'dan geri geldiği 2.maçın 3.çeyreğinde bile Jazz 6 sayılık farkı hemen yakalamış, Nuggets'a mesajı vermişti. Bu durum Nuggets gibi havaya girdikçe açılan bir takım için çok çok önemli. Bu çoşkuyu dürtecek unsur Pepsi Center'da rahat karşılanırken deplasmanlar bu unsura ulaşmak zor olduğundan bu üstünlük hikayesi yakalanması çok daha zor bir durum. Disiplin, konsantrasyon, zor durumda müdahale, duygu yönlendirmesi konusunda Denver'ın zaafiyetlerinde bu üstünlüğü sağlayamamasın payı büyük. Peki bu üstünlüğü sağlayamamasındaki en önemli sebep ne? Bence George Karl'ın yokluğu...
Takımın çeyreklerden dönüşüne, molalardan çıkışına bir bakalım. Dantley'nin moladaki genel geçer öğütlerinden farklı bir şeye ihtiyacı var takımın. Bir fırçaya ihtiyacı var mücadele etmek için mesela ya da bir motivasyona. Bunun eksikliğini geçen değindiğim Billups'ın açıklamalarında görmek hiç de zor değil. Dantley'i ezdi bence Billups, ya da ne bilim Melo ve Billups'ın bu maç sonrası basın toplantısındaki rahatlığı niye? Karl'a karşı bu kadar sorumlu hisseden oyuncular böyle davranıyorlar mıydı? Mesela "J.R'ın hayranıyım" diye açıklama yapan Dantley oyuncusuna Karl kadar yüklenip motivasyonunu sağlayabilecek mi ki ?
"Jazz'ı nasıl durdurmanız lazım?" sorusuna Dantley dahil niye herkes "yarın kasedi izleyecez" gibi cevaplar veriyor. İkinci maçtan sonraki "kasedi izleyeceğiz" cevaplarının ardından 3-4 gün geçti, bu sefer bu kadar süre de yok. En önemli eksikliklerden birinin konsantrasyon olduğunu düşünüyorum ben, bunu sağlarlarsa en azından Utah ile başa baş bir maç yapabilir takım. En kötü ihtimali çeyrek başı 20 sayıyı zor bulup, üstüne bu kadar kolay sayı yemek olmaz en azından. Maç sonrası "sıkı savunma yapıyorlar, sertler" dedikleri takıma karşı iki maçta 119 sayı ortalama ile oynadıklarının farkında değiller mi ki? Kendini yok eden bir takım olma yolunda ilerliyor Nuggets diye bir Nba yazarı değinmişti, katılıyorum...
Bu seri pazar günü 3-1 olsa da benim umudum var. Nuggets, kendini bulursa, her şey deplasmandaki 1 galibiyet bakar, hala öyle. Nuggets kendi sahasında 2 maçı da rahat kazanabilecek potansiyele sahip, biliyoruz bunu hepimiz ama Jazz'dan deplasmanda bir maç koparılmak zorunda, aksi takdirde sezon hiç beklenmedik bir şekilde biter, takımda hasarlar bırakmasının yanısıra, batı playoffları eksik takımların çok iyi takımlara direnme çabası haline gelir, zevksizleşir, bünyede de hasarlar bırakır.




0 yorum:
Yorum Gönder