-"Matthews sana bazı problemler çıkardı savunmada, ne düşünüyorsun bu durumla ilgili?".
-Melo, küçük bir gülümsemeyle şu cevabı vermişti "Ne? Problem mi? Ben hücumda herhangi bir problem yaşadığımı düşünmüyorum".
Melo, serinin ilk maçında playoff kariyer rekoru kırmış, ikinci maçtaki duraklamasının ardından 3.maçta iyi oynamıştı, evet (11/21 şut isabeti ile 25 sayı), ama takımda ondan başka bir tek Billups çift hanelere ulaşmış, bu da takım için sıkıntı yaratmıştı.
Serinin 4.maçının son çeyreğe girilirken Melo'nun 27 sayısı vardı ve onun dışında hiç kimse çift hanelere ulaşamamıştı. Maç bittiğinde ise hanesinde 39 sayı, 11 ribaunt ve 4 top çalması vardı. Melo haklıydı bir yerde, durdurulamıyordu. Bireysel şut performansı olarak baktığınızda evet durdurulamıyordu ama takımın topu paylaşmasına katkı göstergesi olan istatistiklerde asist sayısı 1, top kaybı sayısı 9'du. Sıkıntı da buradaydı ya zaten...
Denver, serinin 4.maçını da bir önceki maç gibi "rahat" oynadı, tek fark vardı, o da sezonun gidiyor olmasının farkındalığı. Bu farkındalık 20'ye çıkmış olan farkı son çeyrekte 7'ye kadar düşürmeye yaradı, onun dışında her şey aynıydı.
Nuggets maça yine hızlı girdi, ilk 2 dakikayı 10-2 önde geçti, Utah bu sürede 3 faul yaptı. Özellikle Anthony maça öyle bir girdi ki "Melo's people of Utah" reklamından kaynaklı yuhalamalardan da gazı almış, 4. maç konsantrasyonuyla birleştirmiş gözüküyordu. 4 dakikada Melo 11 sayı bulurken takımı 16-9 öndeydi. Çeyreğin ortasında Nuggets'ın 3dakikada 1sayı bulduğu dönemin sonunda Utah 19-19 beraberliği yakaladı. Çeyreğin bitimine 4 dakika kala yakalanan 21-21'lik eşitlik, maçın son eşitliği oldu. Toplamda 20-7'lik bir seri yakalayan Utah, çeyreği 31-25 önde bitirdi.
İlk çeyrekte özellikle Boozer 11 sayı ile agresifti. Melo'nun 11 sayı ile hücumda sürüklediği Denver ise savunmada zaaflar gösterdi ve bu çeyrekte tam "8" turnike yedi. Utah %60 şut atıyordu, Nuggets ise, %43 şut isabetine rağmen aldığı 6 ribaundu 6 sayıya çevirerek bu alanda üstünlük sağladı. İlk çeyreğin havası 3.maçtan pek farklı değildi, Utah yine pota altından kısaları gezdirdi, ikili oyunlardan özellikle Boozer'ı boş çıkardı, Denver'ın bu hücuma karşı savunması, Utah'ın hareketliliğine kıyasla uyuşuk kaldı. Hücumda ise sıkıntının en önemli göstergelerinden biri de Martin'in kullandığı 6 şut ve bunlarda bulduğu 1 isabetti. Denver da 5/6 şut isabetiyle başladığı çeyreği 5/17 isabetle kapattı.
İkinci çeyrekte psikolojik üstünlük Utah'taydı. Çok mücadele ettiler çünkü, Price'ın Lawson'a aynı pozisyonda iki bloğu vardı mesela, gerçi birinde Millsap'e faul çalındı. Utah yedekleri iç sahada olmanın verdiği agresiflikle her pozisyona atladılar, sert oynadılar. Lawson'a değinmişken belirtelim, takımın kronik hücum tıkanıklığını potaya giderek çözmeye çalıştı, hiç vazgeçmedi, önemli bir olgunluk gösterdi.
Yayında Reggie Miller'ın da değindiği bir olayı anlatalım, belki sertlikten ne anladığımıza anlatmaya faydası olur. Billups, ilk çeyrekte Miles'ın hızlı hücumdaki turnikesini durdurmaya çalışıyor ancak hafif bir müdahalede bulunuyor, basket faul. İkinci çeyrekte Melo top çalıp en önde giderken arkadan gelen Price, Anthony'e yaptığı faulde Melo'nun kafa bandının burnuna getiriyor, haliyle sayıyı da attırmıyor. Bu örnek, takımların konsantrasyonunu iyi anlatıyor. Tecrübeli Billups ve tecrübesiz Price.
Nuggets'ın bu çeyrekte birebir hücumları, kaçırdığı boş turnike ve smacı, transition savunmasındaki büyük zaafiyeti Utah'ın farkı kolay açmasına sebep oldu. Hele bir pozisyon var ki Denver sayı atmış, yarı sahasına dönerken Matthews tüm savunmayı geçerek bomboş bir turnike bırakıyor, maçı bir şekilde izleyebilen varsa o pozisyona bakmalı. Hücumda da görüntü o kadar çok dağınıktı ki K-Mart'tan sonra Chris Andersen da 6 metreden şut atınca (20 foot) Melo duruma kızıp laf etmiş Birdman'e benchten, o da cevap vermiş.
Yarıyı Nuggets %37 şut isabetiyle 54-45 geride kapattı. Melo 19, Boozer 14 sayıyla takımlarının en skorerleriydi. İlk yarı Denver'ın ayakta kalmasını sağlayan istatistik hücum ribauntlarıydı (13). Bunlardan da 15 sayı çıkardılar. K-Mart 2/8, Billups 2/6, J.R Smith 1/5 saha içi isabetleriyle yarıyı kapattılar. Takım, sadece 6 asist yaptı.
Filmin ortasında ne olacağını az çok biliyorduk sanki, ilk çeyrekte Nuggets üstünlüğü ele geçirir, çeyreğin sonlarında Utah yakalar, 2.çeyrek farkı yavaşça açar. 3.çeyrek maçı bitirir. Fark 9'du ama Nuggets'ın o haliyle maçı çevireceğini kaç kişi düşünüyordur acaba?
3.çeyreği şu cümleler anlatsın:
*Utah, maçtaki en büyük farkı yakaladı, ilk 4 dakikanın skoru 11-6... 65-51 Utah.
*Jazz 11-2 seriyle 69-51 yaptı. Denver'da basit top kayıpları, kaçan ft ve şutlar devam ediyor.
*Çeyreğin bitimine 2 dakika kala 81-62 Utah, Denver'ın 6 asisti ve 16 top kaybı var. Deron Williams 10 asist, 1 top kaybı.
*Koufos'uyla, Fesenko'suyla havaya girdi Utah ve 3.çeyreği 86-68 önde kapatıyorlar. Denver'ın çeyrekte asist sayısı sadece 1.
*Denver çeyrekte tam 8 hücum ribaundu verdi, ellerindeki en önemli üstünlükte ellerinden kaydı gitti.
*Nuggets'ın üçlük yüzdesi: 1/8.
Son çeyreğin ilk 3 dakikası 13-6 Denver'ın üstünlüğüyle geçildi. Utah, Denver'ın ruhsuzluğundan rahatlık bulmuş olacak ki sıkmadı hiç, Nuggets da bundan çok iyi yararlandı, 7 dakika kala farkı 11'e kadar indirdi. Melo çeyrekte 6 sayı bulduktan sonra 5.faulünü alınca A.D (Dantley) Melo'yu bu kritik dönemde kenara aldı. Billups'ın sayılarıyla idare eden Nuggets'ta Melo 3 dakika kadar kenarda kaldıktan sonra bir daha oyuna girdi ve bitime 4 dakika kala fark 7'ye kadar indi. Bu kadar farktan geri gelen takımlar için en önemli şey rakibi durdurmaktır, Nuggets bunu beceremeyince Melo'nun arka arkaya attığı 2 üçlük durumu değiştiremedi. Billups'ın 6.faulünden sonra J.R'ın debelenmesi de yetmedi, Jazz maçı 117-106 alarak seriyi 3-1 yaptı.

Maç sonrası açıklamalar ve buradan yapacağımız değerlendirmelere gelelim:
Carmelo Anthony
Bird Man ile aralarındaki diyalog için: "Andersen'a orada şut atmaması gerektiğini söyledim, soyunma odasında da bizim için doğru şutun o olmadığını belirttim. Maç içinde olur böyle şeyler lakin ben seriyi kazanmaya bakıyorum, kimsenin duygularını dert ederek oyalanacak durumda değilim".
Mağlubiyetle ilgili: "Her şeyi tek başıma yapacak değilim, playofflarda Jazz gibi bir takımı tek başınıza yenemezsiniz, yardıma ihtiyacım var. Yeteri kadar enerjimiz yoktu, bundan sonra 5.maçı kazanıp, sonrasını bekleyeceğiz. Utah bizden daha iyiydi, daha enerjiklerdi, Fesenko bile... Beni yanlış anlamayın kendine güvenle oynuyor iyi bir oyuncu ama Fesenko bu ya!"
Karl'ın Yokluğuyla İlgili: "Şu anda koçumuz A.Dantley, daha önce böyle bir tecrübesi yok, biz de onun arkasındayız. Karl ile ilgili bir şey demiyeyim, çünkü Karl burada yok"
J.R Smith (Twitter)
"Bencilce oynarsanız (oynarsan) bencilce kaybederseniz (kaybedersin). Maçla ilgili söyleteceğim tek şey bu!"
Chauncey Billups
Maç sırasındaki Tnt röportajı: "Ben bir şey dediğimde birisi bana kızıyorsa bu umrumda değil, çünkü ben bu takımın lideriyim, buralarda bulundum, bu tecrübeyi yaşadım ki konuşuyorum."
Top paylaşımı ile ilgili: "Bence bu konuda iyi çabaladık, iyi çaba gösterdik. Beni yanlış anlamayın, 13 asist fazla değil ama biz çabaladık, topu paylaşmaya çalıştık. Bizim için hayal kırıklığı oldu. Daha önce 3-1'lik seriden geldiğim de oldu, 3-1'den yenildiğim de, 5.maçı kazanmaktan başka çaremiz yok, enerjiyi orada bulacağız."
J.R Smith'in tivitiyle ilgili: "Bu bizim için hayal kırıklığı, herkes istediğini söylebilir. Lakin her türlü durumda kazandığımız zaman birlikte kazanıyoruz."
George Karl ile ilgili: "Karl'ın sesini özledik, liderliğini, molada çizdiği oyunları, yarıda yaptığı konuşmaları özledik."
Bu açıklamalarda en fazla J.R Smith'in açıklaması tartışıldı. Büyük bir kısım o lafı Melo'ya ettiğini düşünüyor, bence bu kuvvetle muhtemel. Bencilce oynamak daha çok bir takıma değil bir kişiye mahsus olan bir şeyi anlatıyor gibi. İlk maçta 20 sayı attıktan sonra, bir daha 20 sayıyı bulması 3 maça yakın bir süre alan J.R'ın performansı çok kötü. Son dakikalarda fark 7 iken sağına soluna bakmadan içeri dalıp kendince çok kötü bir şut sallaması da takımın durumuna biraz kızgın olduğunun göstergesi olabilir. Seri boyunca şutları çok kötüydü, hani seçimlerine de ses etmiyoruz da.
Melo'nun durumu zor, gerçekten takımı sırtlamak zorunda kaldı. Düzenli olarak skor üretmiyor takımda hiç kimse, Utah savunması da kendini yere çok bıraktığı için Melo topu eline aldığında yükü fazla. Maç sonrası da maçta kesinlikle mücadale etmediklerini düşündüğünü söyledi. Billups ise tam tersi, ısrarla mücadele ettiklerinden dem vurdu. Billups'ın geçen maç "topu tabii ki ben kullanacam" açıklamasının ardından "birisi bana kızgın olsa bile umrumda değil takım için yapıyorum" demesi, bu tecrübeyi çok yaşadığını sürekli vurgulaması iyi, güzel lakin yaşı 34 oldu ve eski şut performansını koyamıyor sahaya.
Bence, Karl'ın yokluğunda psikolojik olarak da takım dağınık.
Daha önce de belirtmiştim, Denver'ın saha avantajı olan bir takım olarak 3-1 geriye düşmesi seriyi kazanmayı imkansız olmaktan uzaklaştırıyor biraz. Nuggets, kendi sahasında yenildiği için Utah'ta 1 maç kazanmak zorunda, bütün hikaye bu. Kendi sahasında bir şekilde yolunu bulmayı bilen bir takım Denver, tüm dünya biliyor bunu.
Saha avantajı yaşayıp geriden gelen takıma en yakın örnek 2006 Lakers'ı. Suns'a karşı 3-1 geriye düşmelerine rağmen seriyi geçmişlerdi. Ondan önce de 2003'te Billups'ın da kadrosunda bulunduğu Detroit, playoff'a 8.sıradan gelen T-Mac'li Orlando'yu 3-1 geçmişti. Durum 3-1 iken Ben Wallace orada güzel bir laf etmişti: "Çok abartılacak bir şey yok, iki kere kalemizi savunacaz, bir kere de onları kalesini yıkacaz."
Yazı boyunca aklımdaydı ancak söyleyemedim, araya sıkıştırayım. Nene'nin 6-12'lik serbest atış yüzdesine ve kaçırdığı smaca takıldım ben bu maç. Fesenko kadar iri, yavaş bir oyuncunun yanından vurup geçmesi lazımken top elinde ona takılıp vazgeçtiği oldu birkaç defa. Biz de Melo gibi "Fesenko bu ya!" demeyelim de, Nene'nin Fesenko karşısında daha aktif ve konsantre oynamasını beklemek hakkımız.
Son olarak takım bu maç 20 tane (daha fazla da olabilir) turnike veya smaç görmüş potasında. Rezalet dediğimiz 3.maçta bu sayı 16 idi.
Serinin 5.maçı çarşamba gecesi Pepsi Center'da, başarılar dileyelim, ne diyeyim.




0 yorum:
Yorum Gönder