23 Nisan 2010 Cuma

Ah Nuggets Vah Hakemler (Denver 1-1 Utah)

İlk maçın daha ilk yarısından Memo sakatlandığında dünyada maçı izleyen kim varsa aklından şunu geçirmiş olabilir: "seri bitti". Niye? Nuggets kendi sahasında tutulması zor bir takım, Utah'a sezon içinde rahat bir üstünlük sağlamış, Melo ve Billups'ın olmadığı bir maçta tam kadro Utah'ı deplasmanda yenmiş. Andrei Krilenko da sakat, C.J Miles ve Matthews, Melo'yu alamıyor, adam playoff kariyer maçını oynama yolunda. Şimdi de Memo sakatlanıp oynamazsa, Martin, savunmada Boozer'a daha çok süre ayıracak, takım rahatlıkla gömülebilecek, rakip uzunun dış şut gücünde ciddi bir azalma yaşanacak.

Ben, bu durumu yukarıda anlattığım gibi görsem de ilk maçta takımın yediği 113 sayıdan memnun değildim, en basit hesapla Nuggets'ın bu sayının üstüne çıkınca, yani daha çok atınca kendine avantaj sağlayacağını ve maçları kazanacağını düşünebiliriz. Denver da %57 ile oynadığını, Melo'nun da 18/25 şut isabetiyle kariyer rekorunu kırdığını düşününce basit hesap bize bunların her maç olmayacağını, böyle gidemeyeceğini anlatır. Bu hesaptan gittiğimden değil de rakibin şut yüzdesinin de bu kadar iyi olmasının Nuggets savunmasının delik olduğu, maç sıkışmadan, takım sonlara doğru belli bir farkla geriye düşmeden kendine gelmediği fikrine sahip olmak hoşuma gitmiyordu.

Krilenko'dan sonra Memo'nun sakatlığa kurban verilmesinin ardından Jazz'in düştüğü duruma Portland'ınki gibi bakıldığını gözledim birçok görüşte, yazıda. Bence öyle değildi. Bu takımın en önemli üç oyuncusu sistem, Deron Williams ve Boozer. Bunların 3'ü de sahadayken Portland'ın Roy'suz kadrosuyla Jazz'ın yardımcı karakterleri olmadan sahaya çıktığı bir kadroyu bir tutamayız.

Bu düşüncelerle beklediğimiz maç günü öncesi Billups, basın toplantısında "2.maçlar 1.maçlardan daha önemlidir" diyerek playoff tecrübesini düşüncesine çok güzel yansıttı.

Hava atışını yapıp serinin 2.maçını bu düşünceler ışığında başlatalım, top bende.



Denver'ın maça, serinin ilk maçında olduğu gibi saldırgan başladığını görüyoruz. Takım, ilk 4 dakikayı 13-6 öne fırlayarak geçirse de çeyreğin diğer bölümünde durularak rakibini kendinden uzaklaştıramadı. Çeyrek başa baş giderken, sonrasında tüm maç boyu duyacağımız yuhalamaların ilki, çeyreğin bitimine 3.32 dakika kala Melo'ya çalınan flagrant faul ile geldi. Kaybedilen bir top sonrası Deron Williams'ın hızlı çıkıp turnikeyi bırakacağı bir pozisyonda üşengeç bir tavırla oyuncunun eline vuran Melo'nun oyuncuyu yere sermesinin sonucu çıkan bir düdüktü bu. Tekrarlar izlendikçe yuhalama devam etti, pozisyon tekrarında Melo'nun, Williams'ın eline vurduğu ve ardından adamı çekerek dengesini kaybetmesine neden olduğu gözüküyordu. Pepsi Center'dakilerin yuhalamasına sebep olan muhtemel düşünce ise Melo'nun Williams'ı çekmediği, hızlı gelen oyuncunun dengesini kaybettiğini görünce refleks olarak oyuncuya hamle yapıp onu tutmaya çalıştığı oldu, nitekim oyuncunun böyle bir düşüncesinin olup olmadığını anlamak zor ama taraftarlar böyle düşünmüş gibi davrandılar.

Bu pozisyonun hemen ardından Martin'in, Millsap'in topuna dokunmasına faul çalan hakemin kararı K-Mart'ı 2.faulüyle kenara gönderince Pepsi Center bu işten hiç hoşnut olmadı. Çeyreği 33-30 Utah önde kapattı, Nuggets rakibinin %73 ile hücum etmesine engel olamazken kendisi %47 ile hücum etti. İlk maçın ilk çeyreğindeki C.J Miles performansının ardından bu çeyrekte durdurulamayan oyuncu D.Will oldu. Oyuncu, çeyreği 5/5 şut, 3/3 üçlük isabetiyle 15 sayı ile tamamladı. Nuggets'ta ise Melo'nun 10 sayısı vardı.



İkinci çeyreğin ilk molasına 39-38 Utah önde girerken, çeyreğin tam ortasında Millsap 3.faulünü alarak kenara geldi. Millsap'in Martin karşısında hareketli durduğu bu pozisyona itiraz eden Jerry Sloan teknik faul alarak sanki takımını sarsacak hamleyi yaptı. Bu noktadan sonra 19-5'lik bir seriyle çeyreği bitiren Jazz psikolojik üstünlükle birlikte skor üstünlüğünü de ele geçirdi. Bitime 3 dakika kala hücum faul kararı Melo'nun 2.faulü almasına, kenara gelmesine sebep oldu (yuhalamalar devam). Denver, devreyi bu hücumdan sonra 10-0'lık bir seriye karşı koyamayarak kapattı (63-51). İlk yarıda Denver'ı oyunda tutan 2-10'luk top kaybı üstünlüğü 8-10'a gelince Jazz farkı ortaya çıktı. Utah %68 ile atarken Denver %41 ile attı. D-Will 23 sayı bulurken 10 defa serbest çizgisine gitti. Yarıyı 16 sayı ile kapatan Boozer'ın çeyreği 6/7 şut isabeti bularak 12 sayı ile kapattığını hatırlatarak, ikili oyunlarda savunmanın Boozer'a bir hayli uzak kaldığını, adamın benzeri şutları üstüste bulduğuna değinelim.
Denver, ikinci yarıya 7-2'li seri ile başlasa da Utah bir kontra ile maçtaki en büyük farkı çeyreğin bitimine 7 dakika kala yakaladı (76-62). Çeyreğin başlarında Melo 3. faulünü almıştı, Deron Williams, yine hücum faulü yaptıran oyuncuydu, Williams'ın Melo'nun arkasında duramayacağını zaten biliyorduk, Williams'ın bunu göstermek için kendini bırakmasına gerek yoktu, hakemlerin görmesi için ihtiyaç olsa gerek. Jazz, 14 sayılık farkı yakaladıktan sonra işler değişmeye başladı ve Denver, rüzgarı kendi üflemeye başladı, 5 dakika boyunca Jazz'a sayı attırmayan takım 14-0'lık (!) bir seriyle eşitliği yakaladı. Çeyreğin bitimine 3 dakika kala Billups'ın aldığı ucuz faul ile 4'lemesinden 30 saniye sonra Melo da 4.faulünü bir hücum faulle aldı. Çeyrek biterken de K-Mart da 4.faulünü alıp kenara geldiğinde takımda Nene, J.R, Lawson ve Afflalo da 3'er fauldeydi. Son çeyreğe 88-82 Utah'ın üstünlüğü ile girdik. Çeyreği Martin ve Melo 8'er sayı ile tamamlarken Utah 7/19 şut isabetiyle oynadı.



Son çeyrekte 1 dakika geçtikten sonra Dantley 4 faullü oyuncuları Billups, Melo ve K-Mart'ı oyuna aldı. Bitime 8 dakika kala Denver, Billups'ın üçlüğü ile uzun bir süreden sonra (48-46'dan beri) ilk defa öne geçti. Maçın geri kalan kısmı çizgilerde geçerken Denver üstünlüğü 1-4 sayı farkıyla elinde tuttu, ta ki üstüste top kayıpları yapıp 1.28 kala Korver'ın üçlüğü ile geriye düşene kadar. 108-106 Utah'ın üstünlüğü varken Melo 5. faulünü, yine bir hücum faulle aldı, hemen ardından Korver, Nene'ye hücum faul yapsa da intikamını 31 saniye kala Billups'tan alıp hücum faul yaptırdı.

108-107 Utah hücumu, Denver son pozisyonlarında olduğu gibi savunmasını D-Will'e gelecek pası önleyerek gerçekleştiriyor, dolayısıyla topu C.J Miles getiriyor. Melo da top süren C.J Miles'ı köşeye sıkıştırıyor, derken Melo'ya faul çıkıyor ve oyuncu 6.faulünü alıyor. Kararın faul olup olmamasını pek tartışmayalım, faul kararını doğru sayalım. Lakin faulden önce Miles çizgiye o kadar net basıyor ki hakem görmedi demek az olur, çünkü görmüş, buyrun:


G.Saray-A.Madrid Uefa kupası maçında saha içi beş hakemli bir sistemde pozisyona kale arkası kamerasından daha yakın olan bir hakemin "Madrid'li oyuncunun elle dokunmasını görmedi" diye değerlendirilmesi kadar saf bir yorum mu olur yoksa bu?

Miles, serbest atışları attı, 110-107 yaptı. Hızlı bir iki sayı bulan Nuggets topun Korver'dan çıkmasını 10 saniye kadar bekledi. Williams'a faul yapıldı, Williams 2'de 2 attı. Son 4 saniyeye top Nuggets'ta ve takım 3 sayı geride, takımın mola hakkı kalmamıştı. Burada Adrian Dantley, Lawson'u hızlıca topu getirip açıktaki takım arkadaşları J.R veya Billups'ı bulması için oyuna aldı. Ancak Billups tek başına hızlıca topu getirip üçlüğü denedi ve başarısız oldu, Utah seriyi 1-1'e getirdi.

Son topla ilgili basın toplantısında önce A.Dantley, Lawson için "Topu getirmedi, biz onu oyuna topu getirsin diye sokmuştuk ama topu getirmedi işte, başka bir şey söylemeyeyim" şeklinde bir açıklama yaptı. Bu durum Billups'a soruldu ve onun yanıtı netti: "Çok az bir zaman kalmıştı, serbest atış çizgisinin etrafındaydık, her şey hızlı gelişiyordu ve ben Lawson'ın topu getirmek için oyuna girdiğinin farkında değildim. Zaten takımda en tecrübeli olarak, benim o topu kullanmama imkan olduğunu düşünmüyorum." şeklinde açıklama yapan Billups duruma değişik bir boyut kattı.

Maç sonrası hakemlerle ilgili hiçbir Denver oyuncusu hiçbir şekilde konuşmadı. Nba'in ceza politikalarıyla çok ilgisi var bu durumun. Billups, Dantley ve Melo hakem hakkında hiçbir şey demeyeceklerini dile getirdiler. Maçın bu alandaki istatistiğine baktığımızda Utah 47, Denver 44 olmak üzere takımlar 91 serbest atış kullandı. Takımlara 67 kere faul düdüğü çıktı. İlk maçtaki toplam serbest atış sayısı 57 iken toplam 50 faul düdüğü çıkmıştı. Hakemlerle ilgili çok bahane üretilecek bir durum da olmamalı diye düşünsem de maçın seyir zevkini yerle bir ettikleri aşikar. Maç 3 saat sürdü. Bir de son Miles'ın pozisyonunu görmeyen Bill Spooner'ın ismini bir kenara yazdım.

Denver'ın en büyük eksikliği ikili oyunlar savunması oldu. Maç sıkışınca savunma yapan bir takım olmaları playoff için çok tehlikeli. Gerçi hakemler de Williams'ı çok iyi koruduğundan ikili oyun sonrası penetrelere ses edemediler ama Boozer savunmasını çok kötü yaptıklarını belirteyim. Maç sonunda Williams'ın top almasını engellediler, maç içinde bu sıkıştırmaları daha çok yapacaklarını tahmin ediyorum, nitekim adam 33 sayı 14 asist'lik maç çıkardı.

İşin hücum kısmında ise Melo bu maçta çok zorladı, takım sabrederek hücum edip top dolaştırmadı. Basit turnikeler kaçsa da kullanılan üçlükler top dolaştırma sonucu bulunan boş üçlükler değildi, bu yüzden yüzde de düşüktü (4/18). Bir diğer nokta da Utah'ın başına bela olan Lawson yeterince oynamaması, halbuki ilk maçtaki iyi oyunu sonrası Billups, basın toplantısında "A.D'ye (Dantley) 'Lawson ve beni bir arada kullanma konusunda çekinme' dedim" diyerek güzel bir noktaya parmak basmıştı. Lawson da ikinci maçta bir süre Deron Williams'ı rahatsız etmeyi başarmıştı.

Son olarak, şunu ifade edelim ki Nuggets yedekleri bu maç toplam 20 sayı üretti, ilk maç J.R tek başına 20 sayı üretmişti, yedeklerin performansından beklenti var.

 Kyle Korver da geçen maçta çalınan 8 hücum faulle ilgili maç öncesi "Üzerimize çok geliyorlar, biliyor musunuz?" diyerek Nuggets oyuncuları yakınacak olsa da çoğu kararın doğru olduğunu, kendilerini atmadıklarını ifade etti.

Bu gece serinin 3.maçı oynanacak. Andrei Krilenko hafif koşu idmanlarına cumartesi başlıyormuş, lakin ne zaman döneceği hala bilinmiyor.

0 yorum:

Yorum Gönder